Mayıs, 2010
Ahmet Cemal, Cumhuriyet Gazetesi

Sürgün ya da Krallık

Ressam Hale Işık'ın Tophane'deki Dorun Sanat Galerisi'nde açılan 5. kişisel sergisi 18 Mayıs'a kadar izlenebilecek.

Beş yılda beş kişisel sergi, bir ressamın hayatında yoğun bir temponun göstergesidir - hele aynı sürede bunlara bir de toplu sergilere katılımlar düşünülünce. Ama Hale Işık'ın üretimini belirleyen, yanlızca tempo unsuru değil. 2006 yılında, Harmony Sanat Galerisi'ndeki kişisel sergiden bugünlere uzanan bir yolun kilometre taşlarını hep aynı programa yönelik girişimlerinin oluşturması, sergileri ayrı öyküler olmaktan çıkartıp, zaman içerisinde oluşmaya başlamış bir nehir romanının parçalarına dönüştürüyor.

Hale Işık'ın sergilerindeki resimler toplu olarak gözden geçirildiğinde, bu resimlerin süreklilik öğesi nedeniyle sinematografik görüntülere dönüştüğü de söylenebilir. İlk resimlerin kahramanı olan çocukların ve yetişkinlerin yüzleri henüz izleyiciye bakmaz; sırtları bize döküktür. Acılar, beklentiler, yaşanmışlar ve yaşanmamışlar omuzlardan yansıyan güçlü ya da çökük ifadelerle yansıtılır. Yüzler ise ısrarla daha sonraya saklanmıştır.

Bu daha sonra gelip çattığında, karşımıza gölge etkileri, bedensel anlatımı neredeyse mutlak anlamda denetleyen ve yönlendiren yüz ifadeleri çıkar. Özellikle çocuk yüzlerinde belirginleşen bu ifadeler, yarının yetişkinlerinin nassıl bir toplum ya da nasıl bir kalabalık oluşturacaklarının, kendilerine ait bir hayatı kurgulamalarına izin verilip verilmeyeceğinin görüntülerin diliyle tuvale geçirilmiş kehanetidir. Bu çocuklara büyümeleri için yol gösteren yetişkinlerin yüzlerindeki o otorite ile özdeşleşmiş büyüklenme, burada aslında bir yol göstermenin değil fakat peşinden sürükleme çabasının söz konusu olduğunu acımasızca gösterir.

Hale Işık, bundan önceki "Amin Alayları" başlıklı sergisiyle, gerçekleri yansıtma bağlamındaki acımasızlığını ortaya koymuştu. Kökünü Osmanlı - Anadolu geleneğinde bulan ve aslında çocukların ilkokula başlamaları nedeniyle düzenlenen bir şenlik olan "Amin Alayları", Hale Işık'ın fırçasından bize çocukluktaki masumiyetin son kapılara kilit vuran bir kapkara şenlik niteliğiyle yansır. Çocuklar, çocuk olarak kaldıkları sürece, bellekleri, bir öğrenciöin çok doğru saptamasıyla fotoğrafik çalışır - gerçekleri çarpıtıp yözlaştırmayan, onları ne ise o olarak görebilek bellekler olarak. Resmi öğrencilik, bu fotoğrafik belleğin yerine giydirilmiş bellekleri geçirmenin ilk adımıdır.

Hale Işık'ın son sergisi Sürgün ve Krallık'ta bir araya gelen resimler, bir zamanlarki çocukların, büyüklerinin yardımıyla iktidar ile tanışmalarından sonraki evrelerinin öykülerini içeriyor. Tahtlarda oturanlar, artık yetişkindirler ama bu denilebilir ki her yönüyle buruk bir yetişkinliktir ya da yetişkinliğinden pişmanlık da duyabilen bir büyümedir. Ne var ki, artık bir kez iktidara gelinmiştir ve artık o iktidarın icapları yerine getirilecektir. Başka yol yoktur, Shakespeare'in Kram Dramları'nın toplamında dile getirdiği gerçek, yasaya dönüşmüştür. Bir kez kral olan, ancak kral gibi davranabilir.

Sürgün işte bu gerçekle birlikte başlar.

"Sürgün ve Krallık" sergisi, 18 Mayıs tarihine kadar sürecek.